Uzun zaman oldu, blog sayfamıza yazı eklemediğimiz. İş güç, Türkiye ziyareti derken şimdi vakit bulabildik.
İş kısmını kısa keseyim, projemiz ActiveSpaces‘in 2.0 sürümüzü çıkardık. İlgilenenler linke göz atabilirler, talep olursa daha da geniş anlatabiliriz.
Türkiye!!!!! Yeni yıla Türkiye’de girdik, güzel de oldu. Görmek istediğimiz insanlar sabırsızlıkla beklediler, elimizden geldiğince vakit geçirmeye çalıştık. İnşl bir sonrakinde daha çok görüşürüz dilekleri ile döndük gurbete. Tabii anlatılcaklar bu kadar kısa değil. 28 günlük Türkiye yolculuğumuzda 1000′e yakın resim çekilmiş. Bunlardan öne çıkanları seçip sunmaya çalıştık.
İlk yazıda o zaman uçuşumuzu anlatayım, ve neden bir daha AIR FRANCE uçaklarını tercih etmeyeceğiz görelim.
26 Aralık’ta uçuş yaptık ve bir uçuş anımızı anlatalım da başkaları aynı duruma düşmesin. İlk olarak çoğu havayolu (krizden sonra özellikle) ücretsiz bavul sayılarında kısıtlama yaptılar. Delta, Alitalia, Air France, etc. Genelde bunlarla Türkiye’ye uçuş yaptığımdan söylüyorum. İkinci bavullar için bilet kadar ücret isteyebiliyorlar. İki bavul, iki carry-on ve iki sırt çantası ile yola koyulduk. Bavulları verdik ve güvenliğe doğru ilerledik. Güvenlikte hediye olarak aldığımız parça içinde su olduğu için kabul edilmedi. Bize önerilen alternatifler, [1] hediyeyi çöpe atmak [2] birisi bizi bırakmışsa ona bırakmak [3] çantayı check-in yapmak. Hediye olduğu için çöpe atmak istemedik, shuttle ile geldiğimiz için birine bırakma alternatifimiz de yok. Çantayı bırakayım dedim. Kapıya kadar bana eşlik ettikten sonra, aşağı inip uçuş firmasına ne kadar ekstra vermemiz gerektiğini soracaktım — duruma göre, ya bırakacaktım hediyeyi. Bir şey talep edilmediğinde, carry-on’u taşımaktan muaf olmanın zevki ile tekrardan güvenlikten geçip uçak beklemeye başladık. Seattle uçuşumuz bu ufaklık ile.
Bu girişin kalanını oku »
Yorumlarınız